Çağrı İşareti onaylanmamış kişiler platformda konu açma yetkisi veya ileti gönderme yetkisi bulunmamaktadır.
Ana Menü

📌 Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Telsiz Krizi: 1974 Kıbrıs Harekâtı ve ASELSAN

Başlatan Tarık YörükDoğrulandı, 23 Mayıs, 2026, 02:31

« önceki - sonraki »

Tarık YörükDoğrulandı

Sorumlu
Çağrı İşareti TA7RİK
Selamlar dostlar, 73!

Bugün sizlere amatör telsizcilikle uğraşan, haberleşme teknolojilerine gönül veren herkesin mutlaka bilmesi gereken, adeta milli savunma sanayimizin miladı sayılan çok önemli bir tarihi olaydan bahsetmek istiyorum.

Sorumuz net: "Haberleşmemiz yerli ve bağımsız değilse, sahada ne kadar gizli olabiliriz?"

Gelin, bizi bugün dünya çapında telsiz ve savunma teknolojileri üreten bir güce dönüştüren o can alıcı kırılma noktasına, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na gidelim.

🛑 Sahadaki Şok: Yabancı Telsizlerin Susturulması ve Dinlenmesi
1974 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs'taki soydaşlarımızı korumak amacıyla Barış Harekâtı'nı başlattığında askeri gücümüz tamdı, inancımız yüksekti. Ancak sahada çok acı bir sürprizle karşılaştık: Muhabere Krizi.

O dönem ordumuzun elindeki telsiz sistemlerinin neredeyse tamamı Amerika Birleşik Devletleri'nden (özellikle Collins firması gibi yabancı menşeili üreticilerden) ithal edilmişti. Harekât başladığı anda ABD ambargosuyla yüzleştik. Ama kriz sadece yedek parça gelmemesi değildi; çok daha büyüğü vardı:

Frekans Karıştırma ve Sabotaj: Yabancı menşeili bu telsizlerin kripto (şifreleme) ve frekans altyapıları dış müdahalelere tamamen açıktı. Rum tarafları ve yabancı unsurlar, kullandığımız frekansları kolayca dinleyebiliyor, muhabere hatlarımızı karıştırarak sabote ediyordu.

Kendi Gemimizi Vurduğumuz O Kahredici Olay: Haberleşme hatlarındaki bu kaos, kripto eksikliği ve koordinasyonsuzluk, maalesef askeri tarihimizin en acı kazalarından birine de zemin hazırladı. Telsiz muhaberesindeki karmaşa ve aldatmalar yüzünden kendi savaş gemimiz Kocatepe'yi dost ateşiyle kaybettik.

💡 Musibetten Doğan Devrim: "Kendi Telsizini Kendin Yap!"
Kıbrıs'ta yaşanan bu telsiz ve haberleşme krizi, devletin ve askeri kurmayların zihnine adeta bir balyoz gibi indi. Şu gerçek çok net anlaşılmıştı: "Parasıyla bile olsa, teknolojisini ve şifrelemesini kontrol edemediğin telsizle savaşa girilmez."

Harekâtın hemen ardından, Türk milletinin kendi imkanlarıyla bir şeyler yapma iradesi şahlandı. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı öncülüğünde, halktan toplanan bağışların da büyük katkısıyla 1975 yılında ASELSAN (Askeri Elektronik Sanayii) kuruldu.

ASELSAN'ın ilk misyonu neydi biliyor musunuz? Ordunun güvenli, kriptolu ve tamamen yerli telsiz ihtiyacını karşılamak. Kurulan o mütevazı laboratuvarlarda üretilen ilk yerli askeri telsizler (sırt ve araç telsizleri), Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığının ilk harcı oldu.

📡 Forumdaşlar İçin Ana Fikir (Takeaway)
Bugün amatör telsizciler olarak bizler de sahada kendi antenlerimizi yapıyor, dijital ağlar (DMR, APRS, POC) geliştiriyoruz. Neden? Çünkü biliriz ki dışa bağımlı sistemler kriz anında (afet, siber saldırı, savaş) birer "tuğladan" farksızdır.

Eğer 1974'teki o telsiz ambargosu ve muhabere krizi yaşanmasaydı; bugün milli gururumuz olan telsiz sistemlerimiz, yazılımsal tabanlı telsizlerimiz (SDR) ve hatta İHA/SİHA'larımızın haberleşme altyapıları belki de hiç var olmayacaktı veya çok geç kalacaktı.

Kıbrıs'ta haberleşme uğruna şehit düşen muhabereci subay, astsubay ve erlerimizi saygıyla anıyorum.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Özellikle yerli haberleşme projelerimizin bugünkü durumu hakkında yorumlarınızı bekliyorum.


73, TA7RIK
SORUMLU