Çağrı İşareti onaylanmamış kişiler platformda konu açma yetkisi veya ileti gönderme yetkisi bulunmamaktadır.
Ana Menü
Menü

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır. Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz.

İletileri Göster Menü

Mesajlar - Tarık Yörük

#1
Sivil Haberleşmenin Karanlık Gecesi: 17 Ağustos 1999 ve Gizli Kahramanların Stratejik Muhaberesi
Selamın Aleyküm Dostlar, 73!

Forumda 1974 Kıbrıs Harekâtı'ndaki askeri muhabere krizini ve askeri alandaki teknolojik kırılma noktamızı ele almıştık. Bugün ise sivil taraftaki en büyük, en dramatik ve resmi stratejileri altüst eden dönüm noktasına gidiyoruz: 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi.

Bu yazı, sadece bir doğal afetin anısı değil; devletin ve bürokrasinin amatör telsizcilik (radyo amatörlüğü) kavramına bakışını kökten değiştiren, hukuki ve stratejik bir devrimin anatomisidir.

📵 Stratejik Körlük: Haberleşme Altyapısının Çöküşü (Saat 03.02)
17 Ağustos gecesi saatler 03.02'yi gösterdiğinde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük lojistik ve güvenlik krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Depremin saniyeler içindeki yıkıcı etkisi; kamu binalarını, baz istasyonlarını, analog telefon santrallerini ve enerji nakil hatlarını tamamen devre dışı bıraktı.

Krizin can alıcı boyutu gün ağardığında ortaya çıktı: Ankara ile afet bölgesi arasında tam bir stratejik körlük yaşanıyordu. Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi; Gölcük, Sakarya ve Yalova'da ne kadarlık bir zayiat olduğunu, ordunun ve mülki idarenin ne durumda olduğunu saatlerce öğrenemedi. Devletin resmi haberleşme ağları, teknolojinin o dönemki sınırları ve altyapı bağımlılığı yüzünden tamamen susmuştu.

📡 Kriz Yönetiminde Ezber Bozanlar: TRAC Ulusal Afet Muhaberesi
İşte bu mutlak sessizliğin ortasında, devletin resmi mekanizmaları henüz sahaya inememişken, sivil bir inisiyatif ezberleri bozdu. Kendi evleri hasar görmüş, yakınları enkaz altında kalmış olmasına rağmen; dakikalar içinde enkazlardan telsizlerini, akülerini ve mobil antenlerini çıkaran TRAC (Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti) üyeleri koordinasyonu devraldı.

İnternetin ve mobil ağların olmadığı o zifiri karanlıkta, frekanslar üzerinden adeta bir ülkenin kaderi yeniden yazıldı:

Devlet Zirvesine İlk Durum Raporu: Ankara'daki kriz merkezine deprem bölgesindeki yıkımın boyutunu, ilk can kaybı tahminlerini ve acil ihtiyaç lojistiğini aktaran yegane kanal amatör telsizcilerin HF (Kısa Dalga) ve VHF istasyonları oldu.

Yalova Valiliği Bahçesindeki "Yegane" Komuta Merkezi: Yalova'da tüm mobil ve kablolu iletişim çökmüşken, TRAC operatörleri valilik bahçesinde taşınabilir bir üs kurdu. Günler boyunca koskoca bir şehrin arama-kurtarma ekiplerinin sevkiyatı, helikopter koordinasyonu, acil tıbbi malzeme ve çadır lojistiği sadece bu amatör frekanslar üzerinden, askeri bir disiplinle yönetildi. O zorlu günlerde frekanstaki her bir mandallama, kurtarılan bir hayata karşılık geliyordu.

📜 "Milli Güvenlik Tehdidi" Algısından "Kamu Yararına Dernek" Statüsüne
Bu tarihi olayın sivil telsizcilik dünyasındaki en büyük hukuki kırılma noktası, devletin bu süreçten çıkardığı stratejik ders oldu.

1999 depreminden önce, Türkiye'deki katı bürokratik mevzuat ve soğuk savaş döneminden kalma güvenlik algısı nedeniyle, amatör telsizciler kamu otoriteleri tarafından potansiyel birer "güvenlik riski" veya "şüpheli" olarak görülebiliyordu. Frekans tahsisleri, cihaz ithalatı ve operasyon izinleri inanılmaz sıkı kısıtlamalara tabiydi.

Ancak amatör telsizcilerin kriz anında devletin resmi kurumlarından bile daha hızlı reaksiyon gösterip hayat kurtarması, yasal mevzuatta bir devrim yarattı. Depremin ardından TRAC, Bakanlar Kurulu kararı ile "Kamu Yararına Çalışan Dernek" statüsüne yükseltildi. Bu adım, radyo amatörlüğünün sadece bir hobi değil, devletin ulusal güvenlik ve afet müdahale planlarının (bugünkü TAMP - Türkiye Afet Müdahale Planı) asli ve resmi bir unsuru olduğunun tesciliydi.

📡 Forumdaşlar İçin Stratejik Değerlendirme
Değerli operatörler ve telsiz gönüllüleri; bugün evlerimizde, araçlarımızda taşıdığımız el telsizleri ya da kurduğumuz dijital ağlar (DMR, APRS, PoC sistemleri) sadece teknik bir merakın ürünü değildir. 1999'da bu topraklarda yazılan kahramanlıklar, telsizlerimizin olası bir siber savaş, altyapı çöküşü veya doğal afette ulusal birer can simidi olduğunu kanıtlamıştır.

İstasyonlarımızı her an bir kriz anına hazır, yedekli ve operasyonel tutmak lüks değil, bu ülkenin haberleşme gönüllüleri olarak bizlerin omuzlarındaki resmi bir sorumluluktur. Sistemler sustuğunda, telsizciler konuşmaya devam edecektir.


17 Ağustos 1999'da yitirdiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, o karanlık günlerde frekans başında uykusuz nöbet tutarak tarihi değiştiren tüm üstatlarımıza en derin şükranlarımı sunuyorum.

73, TA7RIK
#2
Selamlar dostlar, 73!

Bugün sizlere amatör telsizcilikle uğraşan, haberleşme teknolojilerine gönül veren herkesin mutlaka bilmesi gereken, adeta milli savunma sanayimizin miladı sayılan çok önemli bir tarihi olaydan bahsetmek istiyorum.

Sorumuz net: "Haberleşmemiz yerli ve bağımsız değilse, sahada ne kadar gizli olabiliriz?"

Gelin, bizi bugün dünya çapında telsiz ve savunma teknolojileri üreten bir güce dönüştüren o can alıcı kırılma noktasına, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na gidelim.

🛑 Sahadaki Şok: Yabancı Telsizlerin Susturulması ve Dinlenmesi
1974 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs'taki soydaşlarımızı korumak amacıyla Barış Harekâtı'nı başlattığında askeri gücümüz tamdı, inancımız yüksekti. Ancak sahada çok acı bir sürprizle karşılaştık: Muhabere Krizi.

O dönem ordumuzun elindeki telsiz sistemlerinin neredeyse tamamı Amerika Birleşik Devletleri'nden (özellikle Collins firması gibi yabancı menşeili üreticilerden) ithal edilmişti. Harekât başladığı anda ABD ambargosuyla yüzleştik. Ama kriz sadece yedek parça gelmemesi değildi; çok daha büyüğü vardı:

Frekans Karıştırma ve Sabotaj: Yabancı menşeili bu telsizlerin kripto (şifreleme) ve frekans altyapıları dış müdahalelere tamamen açıktı. Rum tarafları ve yabancı unsurlar, kullandığımız frekansları kolayca dinleyebiliyor, muhabere hatlarımızı karıştırarak sabote ediyordu.

Kendi Gemimizi Vurduğumuz O Kahredici Olay: Haberleşme hatlarındaki bu kaos, kripto eksikliği ve koordinasyonsuzluk, maalesef askeri tarihimizin en acı kazalarından birine de zemin hazırladı. Telsiz muhaberesindeki karmaşa ve aldatmalar yüzünden kendi savaş gemimiz Kocatepe'yi dost ateşiyle kaybettik.

💡 Musibetten Doğan Devrim: "Kendi Telsizini Kendin Yap!"
Kıbrıs'ta yaşanan bu telsiz ve haberleşme krizi, devletin ve askeri kurmayların zihnine adeta bir balyoz gibi indi. Şu gerçek çok net anlaşılmıştı: "Parasıyla bile olsa, teknolojisini ve şifrelemesini kontrol edemediğin telsizle savaşa girilmez."

Harekâtın hemen ardından, Türk milletinin kendi imkanlarıyla bir şeyler yapma iradesi şahlandı. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı öncülüğünde, halktan toplanan bağışların da büyük katkısıyla 1975 yılında ASELSAN (Askeri Elektronik Sanayii) kuruldu.

ASELSAN'ın ilk misyonu neydi biliyor musunuz? Ordunun güvenli, kriptolu ve tamamen yerli telsiz ihtiyacını karşılamak. Kurulan o mütevazı laboratuvarlarda üretilen ilk yerli askeri telsizler (sırt ve araç telsizleri), Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığının ilk harcı oldu.

📡 Forumdaşlar İçin Ana Fikir (Takeaway)
Bugün amatör telsizciler olarak bizler de sahada kendi antenlerimizi yapıyor, dijital ağlar (DMR, APRS, POC) geliştiriyoruz. Neden? Çünkü biliriz ki dışa bağımlı sistemler kriz anında (afet, siber saldırı, savaş) birer "tuğladan" farksızdır.

Eğer 1974'teki o telsiz ambargosu ve muhabere krizi yaşanmasaydı; bugün milli gururumuz olan telsiz sistemlerimiz, yazılımsal tabanlı telsizlerimiz (SDR) ve hatta İHA/SİHA'larımızın haberleşme altyapıları belki de hiç var olmayacaktı veya çok geç kalacaktı.

Kıbrıs'ta haberleşme uğruna şehit düşen muhabereci subay, astsubay ve erlerimizi saygıyla anıyorum.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Özellikle yerli haberleşme projelerimizin bugünkü durumu hakkında yorumlarınızı bekliyorum.


73, TA7RIK
#3
Alıntı yapılan: Ahmet Nuri ÖZSOY - 21 Mayıs, 2026, 09:33Oysa eleştiri olmayan yerde gelişim olmaz.
Ellerinize sağlık... TA7RIK 73!
#4
Ellerinize sağlık... TA7RIK 73!
#5
Selamlar değerli TelsizTürkiye ailesi, 73!
Platformumuzun Site Sorumlusu olarak, forumumuzdaki etkileşimi artıracak ve frekanslardaki o güzel hareketliliği buraya taşıyacak yepyeni bir haftalık seriyi başlatıyorum.
Havalar ısınmaya güneş açmaya ve telsizlerimiz bu temiz havada daha da sağlıklı ve çok sayıda çıkış yapmaya, QSO lar yapmaya havada buluşmaya başladı. Hepimiz analog frekanslara, DMR odalarında, kısa dalgada (HF) ve alternatif dijital ağlara çok daha sıkı sarıldık. Şimdi telsiz başındaki o heyecanımızı, yaptığımız o güzel görüşmeleri tek bir çatı altında toplama zamanı!
Bu başlığı her hafta güncelleyeceğiz. Ek hiçbir uygulamaya, programa veya harici listeye ihtiyacımız yok. Doğrudan bu konunun altına "Cevap Yaz" butonuna tıklayarak o hafta yaptığınız en uzak, en ilginç veya en keyifli telsiz görüşmesini (QSO) buraya raporlayabilirsiniz.
Herkesin doğrudan katılabileceği formatımız çok basit:
(ÖRNEK)

Çağrı İşaretim / Konumum: TA7RIK / Sivas (Locator: KM89MS)
Bu hafta QSO yaptığım istasyonlar:TA.... TA..... TB..... YM......
Bu Hafta Öne Çıkan QSO: Hafta içi akşam saatlerinde kısa dalgada (HF 40m) İtalya'dan bir istasyonla (IZ3...) çok net bir QSO gerçekleştirdim. Sinyal raporumuz karşılıklı 5/9'du! Yerel VHF rölemizde de akşam çayları eşliğinde sesleştiğimiz tüm Sivaslı abilerime selam olsun.
Kullandığım Sistem / Cihaz: Kısa dalga istasyonum ve yerel analog telsizim.
🔥 Şimdi Söz Sizde! Forum Ahalisi Dökün Logları!
Bu hafta telsiz başında kimleri duydunuz, hangi bölgeye sesinizi ulaştırdınız? Hangi frekansta veya odadaydınız?
Herhangi bir harici uygulama kullanmadan, hemen aşağıya yorum olarak çağrı işaretlerinizi, görüştüğünüz istasyonları ve Maidenhead Locator kodlarınızı yazın. Bakalım bu haftanın mesafe rekoru forumda kimde kalacak?
Lütfen cevapları yazarken kişisel verilere ve özel bilgilere dikkat edelim :)
Herkesin kulaklığı açık, SWR'si düşük olsun. Cevaplarınızı bekliyorum!
73!
#6
Selamlar dostlar, hayırlı sabahlar, 73!

Elinizde sıcak bir pazar çayı veya kahvesi varsa, telsizin de sesini hafifçe açtıysanız, gelin bu güzel 17 Mayıs 2026 Pazar sabahında telsiz dünyasında neler dönüyor, halk diliyle şöyle bir gazete raporu gibi üstünden geçelim. Bugün camia hem uluslararası alanda hem de memlekette acayip hareketli!
İşte bu pazar sabahının öne çıkan telsiz havadisleri:

1. Kazdağları'ndan Müthiş Haber: Dün Gece Nefes Kesen Tatbikat Bitti! 🏔�🚨
Hemen yanı başımızdan, taze ve gurur verici bir haberle başlayalım. Dün (16 Mayıs) Kazdağları'nın sarp yamaçlarında TRAC Edremit Şubesi ev sahipliğinde, AFAD ve arama-kurtarma derneklerinin katılımıyla devasa bir "Afet Haberleşme Hazırlık Kampı" yapıldı. Senaryo gereği dağda kaybolan vatandaşların koordinatları, telefonların çekmediği o zorlu arazide amatör telsizcilerin kurduğu HF, VHF ve UHF istasyonları sayesinde kriz merkezine ulaştırıldı. Gece boyu telsiz başında sabahlayan, sahada ter döken tüm amatör dostlarımıza buradan kocaman bir günaydın ve teşekkür gönderelim. Telsizciliğin hayati önemini bir kez daha kanıtladılar!

2. Yarışmacılar Ekran Başına: "EU PSK DX" ve İspanya Kraliyet Yarışması! 🏆📡
Eğer şu dakikalarda HF (kısa dalga) bantlarında geziniyorsanız frekansların neden "arı kovanı" gibi fokurdadığını anlamışsınızdır. Dün başlayan ve bugün tam öğle saatlerinde (11:59 UTC / TSİ 14:59) sona erecek iki büyük küresel yarışma var:

Biri dijital modcuların gözdesi olan ve BPSK63 modunda sinyallerin havada uçuştuğu EU PSK DX Contest.

Diğeri ise Mors (CW) sevdalılarının kapıştığı meşhur İspanya Kraliyet Yarışması (King of Spain CW Contest).
Yarışmalarda son saatlere girildi, skor peşinde koşan telsizci dostlarımıza şimdiden bol DX'li, bol puanlı finaller diliyorum; mandalınız dert görmesin!

3. Önümüzdeki Hafta Havada Özel Bir Ses Var: TC19M! 🇹🇷✈️
Milli duygularımızın kabaracağı harika bir aktivite geliyor. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı haftası şerefine, 18-20 Mayıs 2026 tarihleri arasında (yani yarından itibaren) TC19M özel çağrı işaretiyle istasyonlar havada olacak. SSB ve FT8 modlarında 10 metreden 80 metreye kadar tüm bantlarda çağrı yapacaklar. Şimdiden kulaklıkları hazırlayın, bu anlamlı özel gün istasyonunu log defterimize kaydetmek için pusuda bekleyelim.

4. Okyanus Ötesinden Büyük Heyecan: Dayton Hamvention ve Icom'un Gizemli Cihazı! 🇺🇸🤫
Dünyanın en büyük amatör telsizcilik buluşması olan Dayton Hamvention 2026, ABD Ohio'da cuma günü kapılarını açtı ve bugün son günü. Tüm dünya amatörlerinin gözü şu an orada. En büyük bomba ise Icom cephesinden geldi! Icom, fuarda dünya prömiyerini yaptığı ve sır gibi sakladığı "X-026 Concept" isimli yeni nesil telsiz prototipini fiziksel olarak ilk kez sergiledi. Cihazın tasarımı ve teknolojisi telsiz forumlarında şimdiden teoriler üretilmesine seb oldu. Detaylar netleştikçe forumda ayrıca masaya yatırırız ama teknoloji acayip bir yere gidiyor, benden söylemesi!

Özetle dostlar; afet tatbikatlarından dünya çapındaki yarışmalara, özel gün istasyonlarından yeni nesil cihaz lansmanlarına kadar dopdolu, kıpır kıpır bir pazar günündeyiz.

Siz bugün pazar mesaisinde telsiz başında mısınız, yoksa anten bakımı mı var? Frekanslarda durumlar nasıl, sesinizi nerelere ulaştırabiliyorsunuz? Yorumlarda buluşalım.

Gününüz güzel, çayınız sıcak ve çokça QSO nuz olsun! 😉

73!
#7
Selamlar dostlar, 73!

Bugün forumda yeni başlayan dostların frekansta duyduğunda "Yahu bu KM89, KN81 ne anlama geliyor, telsizcilerin gizli şifresi mi bu?" dediği, benim de telsizcilik hayatımda "Aydınlanma yaşadığım" bir konuyu, yani Maidenhead Locator (Konum Belirleyici) sistemini kendi tecrübemle anlatmak istedim.

Ben 2025 yılının Ağustos ayında belgemi alıp amatör telsizcilik dünyasına adım attım. İlk zamanlar frekanstaki abilerin, tecrübeli operatörlerin birbirlerine "Mors kodu gibi" garip harf ve sayılar kombinasyonları söylediğini duyuyordum. Doğrusunu isterseniz, bu sistemin tam olarak ne işe yaradığını, mantığının ne olduğunu daha yaklaşık 2 ay önce tam anlamıyla öğrendim ve çözdüm.

Madem öğrendim, benim gibi taze amatörlerin ya da merak edenlerin işini kolaylaştırmak için işin mantığını tamamen halk diliyle, teknik terimlere boğulmadan buraya bırakıyorum.

???   Nedir Bu Maidenhead Locator?
Biz günlük hayatta birine yerimizi tarif ederken "Sivas merkezdeyim, şuradayım, buradayım" deriz ya da akıllı telefondan konum atarız. Ama uluslararası telsiz dünyasında (özellikle kısa dalga HF veya VHF/UHF uzak mesafe görüşmelerinde) dünyaya "Sivas'tayım" demek çok bir şey ifade etmiyor. Enlem boylam koordinatları vermek ise (örneğin 39.7504 Kuzey, 37.0152 Doğu gibi) telsiz başında söylerken hem çok uzun hem de hataya çok müsait.

İşte 1980'lerde İngiltere'de (Maidenhead kasabasında) telsizciler toplanmış ve demişler ki: "Biz bütün dünyayı devasa bir harita gibi karelere bölelim. Her kareye de harf ve sayılardan oluşan kısa bir kod verelim."

İşte bu kod sistemine Maidenhead Locator diyoruz. Bu sistem sayesinde dünyanın öbür ucundaki bir amatör, sizin o 6 haneli kodunuzu duyduğu an haritasına bakıp antenini tam olarak sizin bulunduğunuz yöne çevirebiliyor.

🗺� Sistem Nasıl Çalışıyor? (Çok Basit Mantık)
Kodlar genelde KM89MS gibi 6 haneli (bazen daha genel olsun diye 4 haneli) harf ve sayılardan oluşur:

İlk İki Harf (Büyük Kare): Dünyayı kaplayan en büyük parseli söyler. Türkiye genel olarak KM ve KN karelerinin içinde kalır.

Ortadaki İki Sayı (Küçük Kare): O büyük kareyi daha da küçük parçalara böler.

Son İki Harf (Mahalle Ölçeği): İşaret parmağınızı haritada neredeyse oturduğunuz eve, mahalleye kadar nokta atışı yaklaştırır.

📍 Benim Konumum Ne?

Ben kendi konumumu tam olarak hesapladığımda kodumun KM89MS olduğunu öğrendim. Frekansta bir yabancı veya uzak mesafe istasyonu bana "Locator nedir?" diye sorduğunda uzun uzun koordinat veya şehir anlatmak yerine doğrudan "My locator is Kilo Mike Eight Nine Mike Sierra" diyorum ve karşı taraf benim nerede olduğumu şak diye haritada görüyor.

Hatta iki istasyon birbirinin locator kodunu bildiğinde aradaki tam mesafeyi (örneğin aramızda tam 423 kilometre var gibi) ve antenin hangi yöne bakması gerektiğini (azimut açısını) bilgisayar veya telefon uygulamaları saniyeler içinde hesaplayıveriyor. Özellikle uydudan görüşme yaparken veya havadan telsiz sinyallerinin yansıdığı özel havalarda bu kodlar hayati önem taşıyor.

Benim gibi yeni amatör olan arkadaşlara tavsiyem; siz de internetteki ücretsiz "Maidenhead Locator Map" sitelerine girip evinizin üzerine tıklayın ve kendi kodunuzu öğrenin. Bir kenara not edin, frekansta mutlaka lazım olacak!

Sizin locator kodunuz ne? Herkes kendi kodunu yoruma yazsın, bakalım forumda kim nereye konuşlanmış, aramızdaki mesafeleri görelim!

Kulaklığınızdan ses, telsizinizden mandal sesi eksik olmasın.


73!
#8
Bildiğiniz gibi Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) sınav takvimleri ve dijitalleşme adımları devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda (Nisan ayında) İstanbul başta olmak üzere birçok yerde yoğun katılımlı sınavlar yapıldı ve yeni belgeler dağıtılmaya başlandı. Aramıza katılan taze kanlara şimdiden hoş geldiniz diyoruz!

Eğer çevrenizde sınava girecek ya da belgesini yenileyecek eş dost varsa, 2026 yılı güncel harçlarını hatırlatmakta fayda var:


Sınav Giriş Ücreti: Normal 1.022 TL / Öğrenci ve Engelliler için %50 indirimli 510 TL.

10 Yıllık Belge Ücreti: Normal 1.276 TL / Öğrenci ve Engelliler için 638 TL.


(Şehit/Gazi eş ve çocukları ise bu ücretlerden tamamen muaf).
#9
Selamlar dostlar, 73!

Mayıs ve haziran aylarında İç Anadolu başta olmak üzere memleketin pek çok yerinde o meşhur "Kırkikindi Yağmurları" dönemi başladı. Öğle saatlerinde hava pırıl pırılken, ikindiye doğru birden gökyüzünün kararıp şimşeklerle, yıldırımlarla bastıran o ani sağanakları hepimiz biliriz.
Peki, bu ani ve sert hava olayları biz amatör telsizcileri nasıl etkiliyor? Hem istasyonumuzu korumak hem de frekansların tadını çıkarmak için bilmemiz gereken birkaç önemli noktayı halk diliyle masaya yatıralım:
1. Yıldırımlar ve Statik Elektrik: "Anten Kablosunu Çekmeyi Unutmayın!" 🔌❌
Kırkikindi yağmurları dendi mi akla ilk gelen şey ani şimşek çakmaları ve yıldırımlardır. Evinizdeki sabit istasyonun çatısındaki o devasa metal antenler, gökyüzündeki statik elektrik için adeta birer davetiyedir.
Doğrudan Yıldırım Düşmesi: Anteninize direkt yıldırım düşmesi çok düşük bir ihtimal gibi görünse de düştüğü anda cihazı, güç kaynağını ve hatta evdeki diğer beyaz eşyaları kül eder.
Statik Yüklenme (Asıl Tehlike): Yıldırım yakındaki bir yere düşse bile havada oluşan muazzam statik elektrik anteninizde toplanır ve kablo vasıtasıyla telsizinize ulaşır. Cihazınız kapalı olsa bile o hassas giriş devrelerini (RF transistörlerini) yakabilir.
Ne Yapmalı? Gökyüzü kararıp şimşekler çakmaya başladığı an üşenmeyin; cihazın arkasındaki anten konnektörünü sökün ve kablo ucunu cihazlardan uzak, yalıtkan bir yere koyun. "Şimşek tutucu" (Lightning Arrestor) aparatlar işe yarar ama fiziksel olarak kabloyu ayırmak en güvenli yoldur.
2. Telsizde "Yıldırım Çatırtısı" (QRN) Dinlemek 🎧⚡
HF (Kısa dalga) bandında çalışanlar çok iyi bilir; kırkikindi yağmurları yaklaşırken telsizden acayip bir gürültü yükselir.
Kilometrelerce uzakta çakan şimşekler bile HF bantlarında (özellikle 40m ve 80m gibi alt bantlarda) telsiz hoparlöründen "çat-çut" diye patlama sesleri olarak duyulur.
Eğer kulaklıkla dinleme yapıyorsanız, ani bir şimşek çatırtısı kulak zarlarınızı incitebilir. Yağmurlu havalarda HF dinlemesi yaparken ses seviyesine dikkat edin ya da telsizin "Noise Blanker" (NB) özelliğini aktif edin.
3. Sinyallerde Ani Değişimler: Yağmur Dağılımı (Rain Scatter) 🌧�📡
Bu durum özellikle VHF ve UHF gibi yüksek frekanslarda çalışanlar için ilginç bir deneyim olabilir. Gökyüzünde aniden yoğunlaşan ve hızla düşen iri yağmur damlaları ya da dolu kütleleri, telsiz dalgalarını bir ayna gibi yansıtabilir veya dağıtabilir.
Bazen normalde hiç duyamadığınız uzaklıktaki bir rölenin veya istasyonun sesini, yağmur bulutlarının yansıtması sayesinde anlık olarak çok net duyabilirsiniz.
Bazen de tam tersi, bulut pusu kurar ve lokal görüşme kalitenizi düşürür. Hava açtığında her şey normale döner.
4. Outdoor Telsizciler, Dağcılar ve İzciler İçin Altın Kural 🎒🏕�
Eğer bu mevsimde el telsizinizle dışarıda, doğada veya yüksek bir tepede (SOTA/POTA aktivitelerinde) yakalandıysanız:
El telsizinizin uzun antenini gökyüzüne doğru dikmek paratoner etkisi yaratabilir. Hava ciddi anlamda patladığında telsizi kapatıp çantanıza koymak en doğrusudur.
Telsizinizin su geçirmezlik (IP sertifikası) seviyesini iyi bilin. Kırkikindi yağmuru ısırgan olur, saniyeler içinde cihazı su içinde bırakabilir.
Özetle dostlar; kırkikindi yağmurları doğanın harika bir döngüsüdür ama biz telsizciler için biraz "tedbirli olma" dönemidir. Bulutlar toplanınca mandala basmaya kısa bir ara verip, cihazları sağlama almakta fayda var.
Sizin bölgede havalar nasıl, kırkikindi yağmurları telsizinizi hiç çarptı mı? Tecrübelerinizi aşağıya yazın, tartışalım
.

#10
Burak hocama bu güzel konu için teşekkür ederiz! :)
PoC Türkiye Sorumlu Admini